Yazar Köşesi

Ümit YILMAZ Yazıyor…

SPOR YAP; SAĞLIKLI KAL

Günümüzde insanoğlu en çok yorgunluktan ve stresten şikayet eder.

Bunun çeşitli nedenleri vardır muhakkak ki.

Uzun çalışma saatleri,düzensiz beslenme, düzensiz uyku,küçücük şeyleri bile kafaya takarak içinden çıkılmaz sorunlar haline getirme ve tabi ki hareketsiz bir hayat. Yukarıda belirttiğimiz nedenler göz önüne alındığında insanoğlunun yorgun ve stresli olması son derece doğal bir durumdur. Biz bu nedenler içinde özellikle hareketsizlik üzerinde duracağız.

Gündüz iş yerinde yada okulunda hareketli bir gün geçiren insanlar doğal olarak akşamları dinlenme ihtiyacı hisseder. Genellikle akşam üzeri 6-7 gibi evine gelen insanımız bilgisayar yada televizyon karşısına geçerek saatlerce hareketsiz bir yaşam sürdürür. Neredeyse oturduğu koltuktan hiç kalkmadan hareketsiz kalması ,doğal olarak yediğini eritemediği için,yaşı kaç olursa olsun insanların şişmanlık hastalığına yani obeziteye yakalanmasına neden olur. Bunun neticesinde şişmanlık nedeniyle damar yolları tıkanan gencecik insanlar 30-40 yaşına gelmeden kalp krizi yada kalp spazmı gibi ölüme götüren rahatsızlıklar yaşarlar.

Spor yapmayan,spordan uzak olan insanlar ömrü boyunca bu sıkıntıları yaşarlar. Spor bu bakımdan sağlık için çok önemli. Hatta spor insan yaşamının olmazsa olmazlarının başında gelmesi gereken bir durum. Yaşı ne olursa olsun her insan mutlak surette spor yapmalıdır. Spor insanı dinç tutar. İnsanı zihnen ve bedenen rahatlatır. İster takım sporları,isterse bireysel olarak sporun içinde kalan insanlar stresten diğer insanlar kadar etkilenmez.

Spor insan bedenini rahatlatır. Kaslarını gevşetir. Kalbinin rahat çalışmasını sağlar. Spor insanın daha mutlu olmasını sağlar. İnsanoğlu spor yapacak vakti olmadığından şikayet eder. Özellikle hafta sonu tatil yapan insanlar sabahleyin 1-2 saat erken kalkarak yürüyüş yada hafif tempolu koşu yapabilirler. Sabahın ilk saatlerinde vücut henüz yorgun olmadan yapılan spor insanı hem stresten hemde hareketsiz yaşamaya bağlı olarak meydana gelen şişmanlık hastalığından uzak tutar.

Spor tabi ki her birey için önemlidir. Her insan yaşına uygun olarak sporun içinde kalmalıdır. Bilgisayar başında saatlerini geçiren ve hareketsiz kalan genellikle 15-40 yaşındaki gençler mutlak surette günün 1.5-2 saatlik kısmını spora ayırmalıdır.

Yaşları 40 ve üzerinde olan insanlar ise günde en az 1 saat yürüyüş yaparak sporun içinde kalmalıdır. Yaşları 7 ile 14 yaşındaki çocuklarda hafta sonları kulüp yada spor okulu çatısı altında mutlak surette sporun içinde kalmalıdır.

Unutulmamalıdır. Spor insanın nefesini açar. Spor insanın ufkunu açar. Spor insanın ruhunu dinlendirir. Bu kadar anlatımdan sonra insanoğluna söyleyebileceğimiz tek bir söz kalıyor o sözle yazımıza nokta koyalım.

Hareketli yaşam,sağlıklı yaşamdır. Spor Yap Sağlıklı Kal.

Ümit YILMAZ Yazıyor…

ALTYAPIDA BÖLGESEL(MEVKİSEL) ÇALIŞMA YAPTIRILMALIDIR

Ülkemizde futbolla ilgilenen yada futbol izleyen herkesin kabul ettiği bir gerçek vardır. Bu altyapılardan kaliteli oyuncu çıkmadığı gerçeğidir.

Verilen altyapı eğitimine baktığımızda bu görüşün doğru olduğunu inkar edemeyiz. Neredeyse tüm kulüplerin yada futbol okullarının çalışma sistemleri birbirinin kopyasıdır.

Antrenman başında saha içinde 5 tur koşu,sonrasında açma germe çalışmaları, sonrasında istasyon,denge ve koordinasyon çalışmaları ve en sonunda da şut çalışması yada çift kale maç. Neredeyse değişmeyen bir sistem bu. Bu şekilde oyuncu yetişmemesi son derece normaldir. Çok az altyapı eğitim merkezinde bunun dışına çıkılıp farklı eğitimler verildiğini görürüz. Altyapıdan iyi ve kaliteli oyuncu çıkması için antrenmanın bir bölümünde muhakkak bölgesel yada diğer ifadeyle mevkisel çalışma yaptırılması şarttır.

Mevkisel çalışma ne demektir onu açıklayalım. Mevkisel çalışma tıpkı kaleci eğitiminde olduğu gibi her mevki oyuncularının kendi mevkisindeki oyuncularla oynadığı mevkinin çalışmasını yapmasıdır. Konuyu biraz daha açacak olursak futbol okulunda eğitim gören futbolcu adayının mevkisinin en kısa sürede belirlenerek oynayacağı bölgeye göre özel çalışma yapmasıdır.

Stoperse stoper bölgesinde, ortasahanın ortasıysa o bölgede , kanatsa oynayacağı kanatta,forvetse forvet bölgesinde çalıştırılmasıdır. Kısaca her oyuncu adayı takım çalışmasının yanında antrenmanın bir bölümünde kendi mevkisinde çalıştırılmalı; o bölgenin tüm özelliklerini öğrenmelidir.

Altyapıda marka kulüplerin yaptığı antrenman modeli budur. Bu modelde oyuncu adaylarının mevkisi belirlendikten sonra oyuncular antrenmanın bir bölümünde sadece kendi mevkisinin antrenmanını yaparlar. Bu çalışma modeliyle de 16-17 yaşına geldiğinde o mevkide A takım adayı olurlar.

Bizdeki gibi uzun boylu oyuncu öyle rastgele stoper yada santrfor yapılmaz. Öncelikle 11-12 yaşındaki futbolcu adayının mevkisi belli olur. O mevki üzerine yaptırılan çalışmalarla A takıma hazır hale getirilir. Bizdeki gibi sağbekten solbek,6 numaradan 10 numara yaratılmaz.

Türk futbolu tekdüze antrenman modelinden süratle kurtulup mevkisel antrenman modeline geçmelidir. Her oyuncu adayı mümkün olduğu kadar kendi mevkisine uygun antrenman yapmalıdır. Bu özellikle antrenör sayısı az olan futbol okulları yada kulüpler için kolay değildir. Onlarda bu açığını kapatmak için ekstra antrenman zamanları belirlemelidir. Gerekirse oyuncu adaylarını belli günlerde iki,üç gruba ayırarak ayrı zamanlarda çalıştırmalıdır.

Bugünkü gibi kopyala yapıştır antrenman modeliyle oyuncu çıkması adeta mucizedir. 16-17 yaşına gelmiş mevkisini tam olarak bilmeyen,mevkisinin özelliklerini uygulayamayan, oyun bilgisi gelişmemiş oyuncu adaylarıyla Türk futbolunun bir arpa boyu yol alması mümkün değildir.

Ümit YILMAZ Yazıyor…

Kaplumbağa Hızında Futbol

Türk futbolunun ilerleyememesinin,yerinde saymasının en temel nedeni nedir diye 100 kişiye sorsanız en az 70-80 kişi altyapıdan oyuncu yetişmemesi cevabını verecektir.

Bu cevap bana göre de doğru bende bu noktada bu görüşe katılıyorum ama bence en az bunun kadar önemli bir sorunumuz daha var gözden kaçırdığımız.

Bana göre Türk futbolunun altyapıdan oyuncu yetiştirememekle beraber en temel iki sorunundan birisi de durarak oynamak ve yana çok pas yaparak hücuma yavaş çıkmaktır. Bunun tabiki altyapı eğitimi ile alakası var bunu kabul ediyorum.

Türk futbolunda amatör yada profesyonel seviyede ayağına topu alan futbolcumuzun yana oynaması yada 2-3 saniye ayağında tutmadan arkadaşına topu vermemesi çözülmesi gereken bir problemdir. Bu da hücuma çıkış esnasında takımlarımızın çok yavaş hareket etmesine ve rakiplerin savunmada toparlanmalarına neden olmaktadır.

İngiltere,İspanya,Almanya gibi futbolun ileri düzeyde oynandığı ülkelerde kendi ceza saha önünden rakip ceza sahası önüne ortalama 6-7 pasla gidilirken,oyun öne doğru oynanırken, bizde genelde yana yada geriye doğru oynandığı için bu oran çoğu zaman 12-13’leri bulmaktadır. Bu da oyunun hızını düşürmekte,pozisyon sayısını azaltmaktadır. Rakip savunmalara hamle yapma şansını doğurmaktadır.

Uluslararası ölçülerde uzunluğu 105 metre olan bir sahada atacağın 25-30 metrelik bir ara pasıyla belkide yüzde yüz gol pozisyonuna girecekken dönüp topu stopere yada sağ yada sol beke vermenin hiçbir manası yoktur. İşte ülkemizde yapılan maalesef genellikle bu uygulamadır. Takımlarımız rakip sahaya geçerken deyim yerindeyse kaplumbağa hızında hareket etmektedir. Neredeyse hucumda ayağına top değmeyen oyuncu kalmamaktadır.

Sağ bekten,stopere,stoperden sol beke,sol bekten,ön liberoya,ön liberodan, sağ yada sol açığa,sol açıktan,oyun kurucuya, oyun kurucudan,sağ açığa,sağ açıktan yine oyun kurucuya,oyun kurucudan yine sağ yada sol açık oyuncusuna,ondan santrfora gelinceye kadar geçen zamanda deyim yerindeyse adeta mevsimler değişmektedir. Bu süre zarfında da rakip savunma yerini almakta gol şansı vermemektedir.

Haftada amatör düzeyden profesyonel liglere kadar 7-8 maç izleyen biri olarak bu sorun çözülmediği,Türk futbolcusu oyun hızını arttırmadığı,rakip kaleye en fazla 6-7 pasla gidemediği sürece futbolumuzun bugünkü seviyesinde kalacağını hatta daha da gerileyeceğini üzülerek söylemeliyim.

Oyun aklı, çabuk oynamak ve rakipleri az adamla yakalamak başarılı olmak için gereken özelliklerdir. Buradan bu yazıyı okuyacak amatör yada profesyonel takımlara ve antrenörlere nacizane önerilerim olacak.

Antrenmanlarda oyuncularınıza seri olma,hızlı atağa çıkma ve az sayıda pasla rakip kaleye gitme çalışmaları yaptırın. Kesinlikle yan ve geri pas oynamalarına izin vermeyin. Hatalı da olsa devamlı öne pas çalışması yaptırın. Oyuncularınıza pası verdiği an boş alanlara kaçma ve alan boşaltma çalışmaları yaptırın. Oyuncularınızın durarak oynamasına mani olun. Bu çalışma ilk başlarda size sıkıntılar yaşatacaktır. Ama oyuncular alıştıktan sonra bunun çok faydasını göreceğinizi,bunun neticesinde başarıların ardı ardına geleceğini unutmayın.

Son söz olarak önemli olan maçta yana,geriye yada sağa sola 600-700 pas yapmak değil, önemli olan az pas yaparak kaç atağa çıktığınız,rakibi kaç kez az adamla yakaladığınız bunun neticesinde kaç gol attığınızdır.

Futbolda topa daha fazla sahip olana değil 90 dakika sonunda daha fazla gol atana 3 puan veriyorlar. Bunu unutmayın.