ÜMİT YILMAZ YAZIYOR: TÜRKİYE’DE TEKNİK ADAM OLMAK !

Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği kayıtlarına göre ülkemizde yaklaşık 20 bin civarında teknik direktör (antrenör) lisanslı kişi var.

Bu kişiler kurs görmüş, teknik direktörlük diploması almış insanlar.

Tıpkı bir doktor gibi. Tıpkı bir mühendis gibi. Tıpkı bir mimar gibi.

Buraya kadar herşey normal.

Asıl buradan sonrası trajikomik.

Bu 20 bin antrenörün çoğu amatör liglerde ve TFF 2. 3. liglerde görev yapan insanlar. Pek çoğu yanlış okumuyorsunuz amatör liglerde aylık 3-5 bin profesyonel 2. 3. liglerde ise takımın ekonomik gücüne göre 8-10 bin ile 30-40 bin lira arasında aylık alan insanlar.

Birde kaymak tabaka denen bir kısım var ki bunlarda TFF 1.lig ve Süper ligde yer alan teknik adamlar.


Hepsini toplasanız 100 kişiyi geçmeyecek bu kişiler tabir yerindeyse köşe başını tutmuş insanlar.

Bunlar arasında bazıları var ki her sezon neredeyse 2-3 takımda teknik adamlık yapıyor.

Sezon başı bir kulüple anlaşıyor. 7.8.haftada takım kötü giderse yönetim görevine son veriyor. Aradan 2-3 hafta geçmeden bir bakıyorsun başka bir kulüple anlaşmış.

7-8 haftada orada kalamadan tekrar kovuluyor. Sonra bir bakıyorsun başka kulüpte soluğu almış.

Bir kulüpte çıkıp bu adam daha iki hafta önce kovuldu. İyi olsa oradan kovulmazdı demiyor.

Bu ve bunun benzeri birçok teknik adam maalesef milyonlar kazanıyor, ne kulüplere nede Türk futboluna bir şeyler vermeden ceplerini dolduruyor.

İşte Türk futboluna gram faydası bulunmayan, para kazanmaktan başka derdi olmayan( bazılarını tenzih ediyorum) teknik adamlar ve bunları göreve getiren yönetimler yüzünden daha sezonun yarısı bitmeden 20 civarında teknik adam değişikliği yaşanıyor.

Giden kulüplerimizin dişinden, tırnağından arttırarak biriktirdiği paralar.

Giden,senin,benim hepimizin bu ülkenin parası.

Sezonun bitimine 5-6 hafta kalıyor. Takımın neredeyse ligde kalma şansı yok. Tüm maçlarını alsa güç bela ligde kalacak önümüzdeki sezon yeniden çıkmanın hesabını yapmıyor. Yönetim yüz binlerce lira vererek takımın başına hatırla, gönülle yeni teknik adam getiriyor. Kimsede kardeşim takım zaten düştü düşecek sen ne yapıyorsun demiyor.

Ülkemiz maalesef bunun gibi sayısız örnekle dolu.

Böyle sözleşme yaparak birçok takımı ligden düşüren teknik direktörler işsiz kalınca soluğu televizyon kanallarında alıp spor programlarında yorumculuk yapıyorlar. Birde kalkıp meslektaşlarını eleştiriyorlar.

Kimsede çıkıp hoca sayısız takımı ligden düşürmüşsün,nöbetçi hoca konumuna düşmüşsün,sana kimse güvenip sezon başı takım teslim etmiyor ama sen bizleri eleştiriyorsun. Senin mesleğe ve meslektaşlarına saygın bu mu demiyor.

Dediğim gibi bu 100 kişi ama öyle ama böyle oradan oraya geçerek bir şekilde ekmeğini kazanıyor.

İşte bu duruma kimse çözüm aramayınca da herkes meydanı boş bulup istediği gibi at koşturuyor.

Aşağıda yer alan neredeyse 20 bin teknik adam bu zihniyet yüzünden bir türlü üst liglere çıkma şansı bulamıyor.

TFF’nin artık bu konuda kriter koyması ve bu şekilde başarısız olan ve her sezon milyonlarca lira kazanan kişilere dur demesi lazım.

Bunun çözümü kurs ücretlerini asgari rakamlara çekerek, kurs ve kursiyer sayısını arttırmak. Eğitim kalitesini ve süresini arttırmaktan geçiyor.

Sayının çok olduğu yerde rekabet olur. Sayının az olduğu yerde herkes kaba tabirle kafasına göre takılır. İstediği gibi at koşturur.

Türk futbolu bu şekilde ahbap-çavuş ilişkisiyle hatırla,gönülle,lobiyle göreve gelen,kendini geliştirmeyen,çağa ayak uydurmayan teknik adamlarla bir yere gelemez.

Türk teknik adamlığında değişim şarttır.

Bu değişimde başarısızı Türk futbolundan uzaklaştırıp yeni pırıl pırıl donanımlı,çağa ayak uyduran genç teknik adamlara şans vererek olmalıdır.

Yazı: Ümit YILMAZ
24 Şubat 2021 Çarşamba

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*